ALTIN 269,06
DOLAR 5,7009
EURO 6,3157
BIST 106.805
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 9°C
Sisli

ÖRNEK GENÇLİK

Rabbimiz kulluk kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ona tabii olanlar için emir ve nehiylerini bildirmiş ve kendilerini hitabın muhatabı kabul edenlere, ışık tutması ve yollarını aydınlatması amacı ile bir çok örnekler vermiştir. Yaratıcımız gönderdiği dini yaşayan, yaratılış gayesinin gereklerini yerine getiren, bu uğurda nefsani isteklerinin birçoğundan feragat eden, zorluklar karşısında sabır- metanet gösteren, kısaca örnek bir iman mücadelesi vererek takdir edilen bir kulluğu sergilemiş olan kişileri diğer insanlar içinde ayrı tutmuş ve örneklik teşkil etmeleri için kitabında o güzide şahsiyetlerden bahsetmiştir.

Şimdi sözü Rabbimizin kelamına bırakalım ve ilk olarak Hz. Adem’in oğlu Habil hakkında bildirdiklerini müşahade edelim.

“Onlara Adem’in iki oğlunun haberini gerçeğe uygun olarak anlat hani ikisi de birer kurban sunmuşlar birinin ki kabul edilmiş diğerinin ki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen diğerine ‘Andolsun seni öldüreceğim!’ dedi. O da dedi ki Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.”(Maide Suresi /27)

“ Yemin ederim ki eğer sen beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana el uzatmam. Çünkü ben Alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” (Maide Suresi/28)

“Ben isterim ki, sen kendi günahınla benim günahımı da yüklenesin. Böylece cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası budur.” (Maide Suresi/29)

“Kardeşini öldürmekle Nefsine uydu ve onu öldürerek zarara uğrayanlardan oldu” (Maide Suresi/30)

Peygamber Efendimiz(S.a.v) şöyle buyuruyor : “Zulmen öldürülen her insanının kanının (günahından) Adem’in ilk oğluna bir pay mutlaka ayrılır. Çünkü adam öldürmeyi ilk adet haline getiren odur.”

Hz. Habil’in konu edildiği ayetlerden, bütün gençlerin onun gibi şehadeti pahasına kardeşine mukabelede bulunmayacak kadar günah işlemekten imtina eden bir müttaki olmaları, aksi taktirde Kabil gibi heva ve hevesinin esiri olup, şeytanı kendisine rehber edinen insanların her zaman kaybetmeye mahkum olduklarının idraki içinde olmaları gerektiği mesajını çıkarabiliriz.

İkinci olarak bizzat Rabbimizin Halilullah (Allah’ın dostu) olarak isimlendirdiği ve Ulu’l Azm peygamberlerinden biri olarak kabul edilen Hz. İbrahim hakkında bizlere bildirdiklerine bir göz atalım.

“Hiç şüphesiz ben, bir tevhid ehli olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a yönelttim. Ben müşriklerden değilim.” Deyip Allah’a yönelmiştir.(En’am Suresi /71-79)

Hz. İbrahim Rabbi tarafından peygamber olarak görevlendirildiği vakit ailesine ve kavmine tebliğe koyulmuştur. Yapılan nasihatlerin toplumda karşılık görmemesi üzerine Hz. İbrahim bu kez fiili olarak bir sefer yapmaya karar vermiştir. Adetlerine göre bayram günüydü. Halk put haneye yemek sunduktan sonra eğlenme yerlerine giderlerdi, dönüşte de put haneye koydukları yemekleri alıp yerlerdi.

İbrahim (as)’ı eğlence yerine götürmek istediler fakat gitmedi. İbrahim(as) fırsatını buldu. Gizlice onların putlarına varıp dedi;

– Sundukları yemekleri yemiyor musunuz?

– Ne o konuşmuyor musunuz?

Sonunda üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.” (Saffat Suresi /91-93)

“Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.” (Enbiya Suresi/58)

Bayram sona erip eğlence bitince yemek yemek için put haneye koşarak geldiler. Putların kırıldığını görünce;

Halk İbrahim’e” İlahlarımıza bunu sen mi yaptın ey İbrahim? diye sordular. O da; hayır bunu yapsa yapsa şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorsa onlara sorun.” (Enbiya Suresi /62-63)

“Ey İbrahim! Sen gerçekten biliyorsun ki, bu putlar konuşamazlar.” (Enbiya Suresi / 65)

Bu itirafları İbrahim (as)’e tevhid davasını anlatma fırsatı verdi ve şöyle dedi:

“ O halde Allah’ı bırakıp ta size hiç bir fayda ve zarar veremeyecek olan o putlara ne diye taparsınız?

– Size de Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Hala akıllanmayacak mısınız?

İbrahim (as) onların gözünde suçluydu cezalandırılması gerekliydi ve şöyle dediler:

– Onu öldürün yahut yakın.” (Ankebut Suresi/24)

Ve dediklerini yapıp Hz. İbrahim’i ateşe attılar. Fakat ateş Rabbimizin;

“Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol.” (Enbiya Suresi /69) emri ile Hz. İbrahim’e zarar vermemiştir.

Hz. İbrahim’in hayatı gençler için sayılamayacak kadar örneklerle doludur. Bu ayet-i kerimeler de onun tebliğdeki metoduna, tavizsizliğine, korkusuzluğuna, dini Allah’a has kılmasına, Rabbe teslimiyetin dünyada da, ahirette de karşılıksız kalmayacağına şahit oluyoruz.

Üçüncü olarak Allah’a yükselen manasına gelen İsmail (as)’ı müşahadeye koyulalım. Rabbimiz kitabında O’nun için;

“Sözüne sadıktı.”(Meryem Suresi/54)

“Sabırlıydı.” (Enbiya Suresi /85)

“”Seçkin kullardandı.” (Sad Suresi/48) diye övgülerde bulunuyor.

İbrahim (a.s) üç gün üst üste İsmail (a.s)’ı kurban ettiğini gördü. Bildiğimiz gibi Peygambelerin rüyası vahiydi ve bu rüyadan oğluna bahsetti.

“ Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün! Ne dersin? dedi.” (Saffat Suresi/102)

İbrahim (as) tam kesecekti  ki Allah’tan nida geldi;

“Ey İbrahim! Gerçekten rüyana sadakat gösterdin.” (Saffat Suresi/104)

“Doğrusu bu apaçık bir imtihandı.” (Saffat Suresi/106)

İmtihanı İbrahim (as) ve İsmail (as) birlikte kazandılar.

Peygamberler Tarihine genel olarak baktığımızda genel olarak Peygamberlerin malları ve canları ile imtihan edildiklerini ve bu imtihan ne kadar ağır olursa olsun asla taviz vermediklerini görüyoruz.

Ayrıca Hz. İsmail’de anne- babaya itaati, saygıyı ve iyiliği zirveye ulaşmış olarak buluyoruz.

Dördüncü olarak kendisinden bahsedilen olayın Ahsenu’l Kısas olarak isimlendirdiği Hz. Yusuf’un hayatını seyre koyuluyoruz.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de;

“İlim ve hikmet sahibiydi.” (Yusuf Suresi/24)

“Güzel bir yaratılışa malikti.” (Yusuf Suresi/32)

“Rüya yorumlamasını bilirdi.” (Yusuf Suresi/21)

“Mülk ve saltanat vermişti.” (Yusuf Suresi/56) şeklinde övdüğü peygamberlerimizdendir.

Yüce Rabbimiz,

“And olsun ki, Yusuf ve kardeşlerinin olayında soranlara nice ibretler vardır.” (Yusuf Suresi /7)

Yusuf (as)’ın kardeşleri babalarının Yusuf(as)’un üzerine fazla düşmesi ve onu çok sevmesi kardeşlerini kıskançlığa sürükledi.

Kardeşleri ;

“Biz birbirimize bağlı bir topluluk olduğumuz halde, babamız Yusuf’u ve kardeşini daha çok seviyor. Doğrusu babamız apaçık bir yanılma içindedir…

Yusuf’u öldürün veya onu bir yere bırakın ki babanız size kalsın ondan sonra iyi kimseler olursunuz.” (Yusuf Suresi /8-9)

Bilindiği gibi Yusuf (as) kardeşleri tarafından önce kuyuya atıldı. Sonra köle tüccarlarına daha sonrada yüksek rütbeli bir görevli tarafından köle olarak satın alındı ve bu sayede saraya getirildi.

Yusuf (as) bu ülkede köle idi, kimsesizdi ama Rabbimiz Yusuf (as)’ı hiç yalnız bırakmadı.

“Ona rüyaların nasıl yorumlanacağını öğrettik, Allah işinde hakimdir fakat insanların çoğu bunu bilmezler. Ergenlik çağına gelince ona hikmet ve bilgi verdik. İyi davrananları biz böyle mükafatlandırırız. (Yusuf Suresi/22)

Kardeşlerinden sonra kendisine yeni düşmanlar musallat oldu; kadın ve nefis…

Kendi evinde besleyip büyüten Aziz’in hanımı Hz. Yusuf’a farklı bir gözle bakmaya başlayıp, ahlaksız emellerine onu alet etmek istemişti. Hz. Yusuf tarafından reddedilince onu eşine şikayet etti ve suçsuz olmasına rağmen hürriyetini elinden aldı. Hz. Yusuf gördüğü muamelelerin hepsi karşısında Allah için sabretti ve Aziz’in hanımının fitnesinden de emin oldu.

Yusuf (as) zindanda iken peygamberlik verildi. Ayrıca Yüce Rabbimiz ona rüyaları yorumlama yeteneğini bahşetti yıllar sonra hükümdarın rüyasını isabetli olarak yorumladı. Sonra haksız olarak zindana atıldığı anlaşılınca zindandan çıkarıldı. Kendi isteği ile hazinelerden, daha sonra maliye işlerinden sorumlu bakan oldu. Bu arada da peygamberlik görevine devam etti ve bu sayede Mısır’daki putperestliğin bataklığı kurutulmuş oldu.

Yusuf (as) kıssası bize gösteriyor ki; Yusuf (as) hiç bir şekilde nefsine uymamış Allah’tan korkmuş, sabretmiş; iffet ve hayâ timsali olmuştur. Kıtlık döneminde kardeşleri yanına geldiğinde; Yusuf (as):

“Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar O merhametlilerin merhametlisidir.” diyerek kendisini kuyuya atan kardeşlerini azarlamamış onları affetmiştir.

Beşinci ve son olarak Kur’an-ı Kerim’in Kehf Suresi 9 -26 ayetlerinde Ashab-ı Kehf’den bir grup genç olarak bahsediyor.

Rivayetlere göre onlar zengin, kuvvetli, otorite sahibi kimselerdi. İsteselerdi bu otoritelerini devam ettirebilirlerdi. Fakat Ashab-ı Kehf Allah’a kul olmayı tercih etti ve imanlarının gereği olarak Rablerine iman ettiklerini açıklayarak; putları inkar ettiler. Bu olay onları mağaraya sığınmaya kadar götürdü.

Rabbimiz onları zayi etmedi. Onlar üzerinden mucizeler gerçekleştirdi ve dilediği kadar uyuttuktan sonra tekrar uyandırdı. Rabbimiz bu samimi yiğitleri hem Kur’an-ı Kerim’de anıyor hemde cenneti ve cemaliyle mükâfatlandırıyor. Kur’an-ı Kerim’de bu ve benzeri kıssalar bulunmakla beraber ben bunlardan bir kısmıyla iktifa ettim. Rabbim bizleri de o örnek şahsiyetlerin takip ettikleri yolu kendine yol edinenlerden eylesin.

Beğen
Paylaş
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.