ALTIN 272,69
DOLAR 5,6769
EURO 6,2708
BIST 101.930
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 25°C
Az Bulutlu

KARDEŞ ACISI

İslam’da kardeşlik bilinci anlamını taşıyan uhuvvet, aynı Rabbe, aynı dine mensup olan şahsiyetlerin kendilerine yüklenen sorumlulukları bilinçli olarak paylaşmalarıdır. İslam dini yaratılmışları inançta tevhid çatısı altında topladığı gibi toplumsal alanda da uhuvveti şart koşmuştur. Kardeşliği şekillendiren tek etmen olarak ise iman kabul edilmiştir.

Bu konuda Allah Resul’ü şöyle buyurmuştur;

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz, aranızda sevgi ve muhabbeti ikame etmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman,93)

Ayrıca Peygamber Efendimiz konu ile alakalı şöyle bir teşbihte bulunmuştur.

“Müminler birbirini sevmede, birbirine merhamet ve şefkat göstermede tıpkı bir organ rahatsızlandığında diğer organlarda uykusuzluk ve yüksek ateşte bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” (Müslim, Birr, 66)

Uhuvvet derecemiz imani ölçüt olarak kabul edilmiş ve kardeşler arası zulüm, hainlik yasaklanmıştır.

Ne yazık ki tarih emredilenin aksine vakalara şahitlik etmektedir. Bunlardan biri ise Hz. Yusuf kıssasında bizlere nakledilmiştir.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de kardeşlerinin Hz. Yusuf’a çok sinsi bir plan hazırlayıp, onu uygulamaya koyduklarından bahsetmektedir. Öncelikle babalarından izin isteyişleri ve Hz. Yakup’un onlara güvenmediği için müsaade etmeyişini görüyoruz.

Rabbimiz şöyle buyuruyor ; “Ey babamız, dediler” Sana ne oluyor Yusuf’a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz onun iyiliğini isteyenleriz. Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın elbette biz onu koruyup, gözetiriz.” (Yusuf Suresi; 11/12)

Lakin onlar babalarını iknaya ne kadar gayret gösterseler de Hz. Yakup durumu en hassas şekilde kavrıyor ve kendisine bir bahane ile geleceklerini şöyle ifade ediyordu;

“Dedi ki ; ‘ Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer  ve siz ondan habersiz iken, onu kurdun yemesinden korkuyorum. Dediler ki ; ‘ Andolsun biz birbirini kollayan bir topluluk iken kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan kimseler oluruz.” (Yusuf Suresi; 13/14)

Kenan ilinde farklı bir fitne fesat aramaya gerek kalmamıştır. Kardeşlerin taşıdığı kıskançlık bir ahtapot gibi her taraftan kendilerini kuşatmış ve şeytani fiilleri uygulamaya onları sevk etmiştir.

Nihayet babalarını ikna ederek kardeşlerini de beraberlerinde götürmüş ve planlarını uygulamaya koyulmuşlardır. Artık her şeyden bihaber olan masum yavru kuyuya atılmıştır. Küçük bir çocuğa bu akıbeti reva gören ve vicdanları körelen bu varlıklar yaptıklarının hesabını babalarına vermeye gelirken timsah gözyaşlarını kendilerine silah edinmişlerdir. Fakat babaları kendilerine itimat etmemiştir.

Bu olaya şayet kardeşlerinin açısından bakarsak her şeyin bittiği kanaati bizlerde sadır olurken; Kur’an’i perspektiften incelediğimizde imrenilecek bir başlangıca imza atıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü biliyoruz ki kuyuya atılmadan, köle gibi satılmadan, zindanda halvet yaşamadan Mısır’a sultan olunmuyor.

Selam ve Dua ile…

Beğen
Paylaş
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.