ALTIN 272,59
DOLAR 5,6857
EURO 6,2801
BIST 101.930
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 25°C
Az Bulutlu

KAPANMAYAN AMEL

Âlemlerin Rabbine Hamd, Resulüne salat selam olsun. Rabbimiz insanları yaratmış ve sevginin, paylaşmanın, özverinin, fedakârlığın, muhafazanın otağında fikri ve ruhi sıhhat içinde olsunlar diye AİLE MEFHUMU ile onları rızıklandırmıştır.

İnsanları dünyada çeşitli nimetlerle ve imtihanlarla da denemeye tabi tutmuştur. Büyük nimetlerden ve imtihanlardan birisi evlat verilmesi veya verilmemesidir. Kur’an’ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurmuştur; “Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak olan Salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak daha hayırlıdır.” (Kehf suresi, 46)

Verilen bu emanetler onları verenin emri ve gönderdiği metodun öğreticisi (MUHAMMED ALEYHİSSELAM) tarafından terbiye edilip yetiştirilirlerse dünya hayatının ziynetleri, insanların ümitleri ve bunun yanı sırada ümmetin umutları olabiliyorlar. İnsanlık tarihine baktığımızda görüyoruz ki bütün insanlar geleceklerini, ulaştırmak istedikleri ideallerini çağlara taşısın diye evlatlarına yüklerler. Bu yüzden müşrikler Efendimiz (sallalahu aleyhi ve sellem)’ in oğlu vefat edince, soyu kesik- EBTER- dediler. Bütün insanlarda olduğu gibi müşrikler için de insanların adının, kültürünün icraatının istikbale ulaştırması kesintisizlikti, ebter olmamaktı. Rabbim adaletinin gereği evladı olana da olmayana da ( Eğittiği yetiştirdikleri vasıtasıyla) belli ameller yaparak bunu yakalayacağını – kesintisizlik nimeti-  öğretmiştir.  “İnsan ölünce ameli kesilir defteri kapanır. Ancak şu üçü bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, faydalı ilim ve kendisine dua eden Salih evlat bırakan .” (Buhari)

 Konumuz kesintisiz amel; kişi öldükten sonra baba ve annesine dua eden salih bir evlat. Nimet olduğu kadar azap da olabilen bu varlık “ÇOCUK” tur.  Bu kesintisiz amel,  sadece anne babasına dua eden bir evlat olmasıyla olmuyor. İslam terbiyesine göre yetiştirilmiş çocuk, toplumun ıslahçısı, ümmetin omurgası olarak kalabiliyor. O zaman amellerin biz ölsek de kapanmamasının asıl şartı, sağlıklı fikirde ve karakterde insanlar yetiştirmek olmalıdır. İnsanların evlat edinmedeki asıl amaçlarının dünyevi yatırım olduğunu ve ahireti es geçtiklerini görebiliyoruz. Çünkü tek gayeleri var insanların, o da yaşlanınca onları ortada bırakmayacak evlatlarının olması. Onları koruyan, onlara bakan…Bu kadar dar bakmamalı insan. O günden; insanların bir birinden kaçtığı zor  günden korkup, asıl yardımın orada olacağını düşünmeli. (aslında orada hiç kimsenin  kimseye faydası olmayacak). Peki o dar günde evlat, anne babasına nasıl yardım edebilecek? İslam’ın emriyle yaratıcısın isteği üzere yetiştirilmiş bir evlat, anne ve babası ölse de amelinden faydalandıracağı, defterinin kapatılmayacağını, işlediği salih amellerden kendisinden eksilmeden anne ve babasına da yazılacağını Rasulullah Sallalahu aleyhi ve sellemden, onun hadislerinden öğreniyoruz. Ölenlerin amelleri kesilir. Âmâ iyi veya kötü çığır açanların ve sadaka-i cariye bırakanların ameli kesilmez. Hadisi-şeriflerde buyuruldu ki:  “Dinimizde iyi bir çığır açana, bunun sevabı ile bununla amel edenlerin sevabı verilir o çığırda ( o yolda) gidenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez. Dinimizde kötü bir çığır açana da bunun günahı ile bununla amel edenlerin günahı verilir o kötü yolda gidenlerin günahından da hiç bir şey eksilmez.” (Müslim)

Yukarıdaki ifadelerden anlaşıldığı gibi, ölenlerin ameli kesildiği halde, sağlığında iyi ve kötü bir eser bırakanların amelleri kesilmiyor. Salih evlat bırakanların da kesilmiyor. Salih evlat anne-babasına dua eder, onlar için sadaka verir, kurban keser. Bu sevaplar Allahlın izniyle ölen kişinin defterine yazılır.     Efendimiz buyuruyor ki;  “Öldükten sonra sevabı kesilmeyen iyi işlerden biri de, Salih evlat yetiştirmektir. Ana –babası öldükten sonra böyle evladın ettiği dualar, ana-babasına ulaşır”. (Müslim)

Ayetler ve Hadisi Şerifler ışığında yürürsek, hayatımız bu dünyadan ibaret değildir. Dünyada hayatımızı idame etmek için nasıl birikimler yapıyorsak  ahiret içinde salih evlatlar yetiştirmeliyiz. Aslında her yetiştirdiğimiz salih evlatın en başta iyiliklerini ve faydalarını   Dünya’da görürüz.  Biz anne ve babaları, aileleri, yakınları ve  uzakları faydalandığı gibi. Onlardan her ortamda, toplum insanlık ve bütün mahlûkat da istifade eder. İslam dinin de ve ahlaki yapısında, yaşayan hayatta olanların hatırı sayıldığı gibi ölülerin de hatırını saydırmıştır. Ölmüş babamızın ve annemizin arkadaşlarına iyilik etmek onlara yakınlık göstermemiz istenmiştir.

Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’tan bir hatıra aktarılır. Uzun yolculuklarda deveye binmekten yorulunca Abdullah (Radıyallahu anhu)’ın sırtına binip hem yol aldığı, hemde farklı bir binek olması sebebiyle rahatladığı bir merkebi vardı. Başına sardığı güzel bir de sarığı. Bir gün bu merkebine binmiş Mekke yolunda ilerlerken bir adama rastladı. Bu adam sahralarda konup göçerek yaşayan bir bedevi idi. Abdullah onu tanır gibi olmuştu. Ona; “Sen Filan ‘In oğlu Filan değil misin? “ diye sordu. Adam Abdullah’ın sorusuna; “Evet, oyum ,” diye cevap verdi. Bu cevabı alan Abdullah merkebinden indi, hayvanı bu adama hediye etti, onu merkebin sırtına bindirdi, sarığını da çıkararak başına sardı.    Abdullah’ın çevresinde yer alan ve ona hürmet gösteren insanlar onun bu davranışı karşısında şaşırdılar. Abdullah (Radıyallahu anhu)  varlıklı biri değildi. Hata ettiğini ifade edercesine ona dediler ki: “Allah halini daha da güzelleştirsin. Bu insanlara senin ihtiyacın olan bineği ve sarığı verdin. Abdullah onların bilmediği bir şeyi biliyordu. Cevap verdi:”—Ben Allah Resul’ünden ; “En güzel hayırlardan biri de bir insanın babasının dostunun aile efradına babasının arkasından yakınlık göstermesidir. “ buyruğunu duydum. Bu insanın babası, babam Ömer’in dostuydu. (Radıyallahu anhu) (Sahihi MÜSLİM ) Birr ve Sıla (4/1979)

Rabbimiz bize ne güzel bir hayat tarzı göndermiş, O’na hamdolsun. Sağlığımızda, hastalığımızda, ölümüzde, dirimizde bir kıymet üzere.  Anne ve babaların evlatlarına karşı yapmaları gereken en önemli görev onları kendilerine emanet verenin belirlediği, kullarının mutluluğu için indirdiği dinine göre terbiye etmeleri ve peygamberi yaşantıya özendirip onun yaşantısına benzer doğrultuda yaşamalarına katkıda bulunmalarıdır.

Onların ilk eğitimlerinin  “oku rabbinin emriyle” düsturu üzere olmasına dikkat etmeliler ki onların dünya hayatında hem kendilerine hem etraflarına faydalı birer insan, hemde ahirette ana babalarına kapanmayan bir hasenat kapsısı olabilsinler.

En Emine Emanet Olun.

Beğen
Paylaş
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.