ALTIN 256,3162
DOLAR 5,7764
EURO 6,5336
BIST 95.404
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 25°C
Gök Gürültülü

İSLAM EĞİTİMDE ÇOCUK

İslam eğitimi demek, Kur’an ve hadis kaynaklı eğitim demektir. Yani öğretimle eğitimi, bilgi ile ameli ve bu doğrultuda pratik hayatta yaşamayı hedefleyen bir sistemdir.

Çocuklar insanlara Allah tarafından verilen ve imtihan olarak isimlendirilen nimetlerdir.

Yüce Rabbimiz Enfal Suresi 28. Ayet-i Kerimesinde şöyle buyuruyor:

“Bilin ki; mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.”

Bu Ayet-i Kerime’den hareketle imtihan olarak verilen çocukların eğitimi, terbiyesi küçük yaştan itibaren başlatılmalı ve Allah’a kulluk esasına göre şekillendirilmelidir. Ebeveynin bu vazifesi fiili olarak çocuk dünyaya geldikten sonra kulağına ezan ve kamet okumakla ve güzel bir isim koymakla başlayıp Kur’an ve Hadis öğretileriyle ilmek ilmek şekillenmelidir. Ta ki kendi bünyesinde ve bulunduğu çevrede eşrefi mahlûk olma bilincini icra edinceye kadar kimlik inşası en güzel şekilde devam etmelidir. Bu iki cihan saadeti için bizlere şart koşulmuştur. Rabbimiz bizleri imtihan için gönderildiğimiz dünyada Kur’an rotasında, Peygamber rehberliğiyle ilerlememizi defaten bildirmiş ve zerre miktarı kayma neticesinde ebedi âlemde mutluluğu kaybetmememiz için bizleri uyarmış ve Tahrim Suresi 6. Ayeti Kerime’de şöyle buyurmuştur;

“Ey iman edenler! Kendinizi ve aile halkınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz “

Peygamber efendimiz ise çocukların terbiyesi noktasında ebeveynlere düşen sorumluluğu şöyle hatırlatıyor;

“Hepiniz çobansınız, hepiniz emriniz altında bulunanlardan sorumlusunuz. Devlet reisi çobandır ve emri altında bulunanlardan sorumludur. Adam evinin çobanıdır ve emri altında bulunanlardan sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve emri altında bulunanlardan sorumludur. Hizmetçi efendisinin malının çobanıdır ve emri altında bulunanlardan sorumludur.” (Buhari-Müslim)

İslam eğitiminin en temelinde çocuklara verilecek terbiye yatmaktadır.

Bu terbiye aile hayatının ilk evrelerinde tatbik edilmezse yaşamın ileriki safhalarında vuku bulması mümkün olmayacaktır. Bu sebeple Peygamber Efendimiz;

“Hiç bir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.” (Tirmizi) şeklinde buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz çocuklar konuşmaya başladıktan hemen sonra onları Kur’an’la tanıştırır ve şu ayetleri yedi defa okutarak ezberletirdi.

“ Çocuk edinmeyen, hâkimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü de bir dosta ihtiyacı olmayan Allah’a hamdederim” de ve tekbir getirerek onun şanını yücelt.(İsra Suresi /111)

“Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O, bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.”

Peygamber Efendimizin öğrettiği hatta ezberlettiği bu ayetler ışığında çocuğun belleğine ilk atılan tohumların tevhid tohumları olduğunu söylediğimizde hata etmiş olmayız.

Resulümüz bu kutsal görevin icrası hususunda hadislerini irad etmeye devam ediyor ve şöyle buyuruyor;

“Evladınız yedi yaşına geldiği zaman onlara namaz kılmalarını emredin, on yaşına geldikleri halde hala kılmıyorlarsa namaz için dövün, yataklarını da ayırın.”( İmam Ahmed, Ebu Davud, Hakem)

Önce çocuğa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların, sahibinin ve idare edenin Allah olduğu nakşediliyor sonra da yaratıcıyı kabul etmenin ve birlemenin eylemi olan namaz emrediliyor.

Peygamber Efendimizin çocukların eğitimi-terbiyesi hususunda bildirdiği hadisler çerçevesinde insan denilen olguyu incelediğimizde çocuk yaşta olmasına rağmen gerçek yaratıcının ne güneş ne de ay olmadığını idrak eden Hz. İbrahim’i ve tek olan Allah’a iman etmesi  istendiğinde hür iradesini kullanarak hiç bir puta tapmadan bu daveti kabul eden Hz. Ali’yi daha iyi idrak edebiliyoruz. Çünkü Allah-u Teala bizi hiç bir varlığa vermediği nimetlerle donatarak yeryüzünü imar için görevlendirmiştir.

Bu kutsal görev için yaratılan insan erkek ve kadın olarak vücut bulmuştur. Bu iki cinsten hangisinin üstün veya eşit olmaları yaygaraları ile ortaya atılmaktan ziyade, her birine yüklenen sorumluluğa göre ebeveynler onları terbiye etmeli ve Rablerine kulluğun şuuru ile gurur duymalarını sağlamalıdır. Bu terbiyeyi ciddi ve sistemli bir şekilde ifa etmelidirler. Cinsiyet farklılığı hiç bir şekilde eşitsizliği ve adaletsizliği beraberinde getirmemelidir. Bütün çocuklar anne babalarına emanettir ve bu emanetlere riayet gerekmekte, istenmektedir.

Buhari ve Müslim’in Numan bin Beşir (r.a)’den rivayet ettiklerine göre babası Beşir oğlu Numan’ı Peygamber Efendimiz (sav)’e getirmiş ve Efendimiz(sav)’e ;

– Bana ait olan kölemi şu oğluma hibe ettim, demiştir.

Efendimiz (sav) ;

– Çocuklarından her birine böyle bağışta bulundun mu? diye sordu

Beşir ;

– Hayır, diyince Efendimiz(sav)

– Onu geri al buyurdu.

Çocukların eğitiminde rol model olmaları açısından da en önemli sorumluluğu anne ve baba yüklenmiştir. Çocuğun ilkokulu olan ailesi onun gözlem merkezidir. Her şeyi en ince ayrıntısıyla inceler ve yaşantısına tatbik eder. Henüz iyiyi kötüden ayırt etme yetisine sahip olmadığından büyüklerinden gördüğü her davranışı taklit eder. Bu haseple ebeveynler şaka dahi olsa yalan söyleme girişiminde bulunarak kendilerine tertemiz verilen o safi ruhları kirletmemelidirler.

Bununla birlikte onlara tertemiz bir çevre ve arkadaş sunma da anne-babanın görevleri kapsamındadır. Peygamber Efendimiz(sav) şöyle buyurmuştur;

“Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk edeceğine dikkat etsin”(Ebu Davud-Tirmizi)

Arkadaş çevresi aileden sonra çocuk terbiyesine etki eden ikinci unsurdur. Çocuklarımızın özellikle hem cinsleriyle birlikte vakit geçirmeleri sağlanmalıdır. Çünkü karşı cinsle oturup kalkması çocuğun o cinse ait davranışları kazanmasına sebep olur. Buda Allah’ın yaratıp taktir ettiği hilkatin bozulmasına sebep olacaktır.

Rabbim gerçek anne baba olmanın şuuruna erdirsin ve bu kutsal görevi yerine getirmeyi nasip etsin.

Beğen
Paylaş
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.