Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum -1°C
Sisli

KADIN YALNIZ BAŞINA YOLCULUK EDEBİLİR Mİ?

KADIN YALNIZ BAŞINA YOLCULUK EDEBİLİR Mİ?
Hamd Âlemlerin Rabbine, salat ve selam iki cihan sevgili Resulümüze olsun. Allah’a ve Resulüne iman etmiş mümineler den biri olarak ben, “ RADİYTU BİLLAHİ RABBEN VE BİL İSLAMİ DİYNEN VE MUHAMMEDİN NEBİYYEN VE RASULEN “(Sallalahu aleyhi ve sellem) . Manası; Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, resul olarak da Muhammed ‘den (sallalahu aleyhi ve sellem) den razı oldum.
Biz iman etmiş mü’minler ve mü ‘mineler Allah’ın bize emrettiklerini gözden geçirme gibi bir yetkimiz olmadığını biliriz. Çünkü gaybı bilen geçmiş ve geleceğe vakıf olan Âlemlerin Rabbinin bizim hakkımızdaki kararı ve onun Resulüyle bize ulaşmış kati emirlerini sorgulamayız. Efendimiz’den bize kadar ulaşmış hadislerde 90 km den fazla yolu tek gidemeyeceğimizi biliyoruz tabii ki ne zaman ve nasıl gideceğimizi de biliyoruz çünkü bu fıkhi hükmün temelinde illet sebebi biz kadınların selameti yatar.
Kadının beraberinde mahremi yokken sefer miktarı yolculuğa çıkamayacağı hükmünün sebebinin /gerekçesinin (illetinin) “emniyet/güvenlik “ olduğunu hesaba katan günümüz fıkıhçıları, mahrem siz olarak yola çıkma yasağını sefer miktarı yola değil, emniyetin/yol güvenliğinin olup olmamasına bağlar. ( Dr. Faruk Beşer, Hanımlara Özel Fetvalar ) .
Kadınların tek başlarına uzak mesafelere yolculuk etmelerini yasaklayan bir ayet yoktur. Hadislere gelince bizim ana ikinci kaynağımızdır. Bu konuda rivayet edilen hadisler, yasaklama hikmetine de bağlı olarak, hem mesafenin tayini hemde kadının yanında onu koruyacak bir mahreminin bulunması gerektiği hususlarında kesin ifadeli değildir. Tek başına yolculuk yapılamayacağı mesafe konusundaki hadislerde, bir “beriden (1 fersah yaklaşık 5541) metre; iki fersah olan bir berid ise yaklaşık 11 km. dir) evet bir beridden üç günlük mesafeye kadar farklı ölçüler vardır (Şevkani, Neylü’l-evtar, C,v,S 305-306) Üç günlük yolculuk denildiği zaman, deve kervanlarıyla günde yaklaşık altı saat yürüyerek gerçekleşen yolculuk kastedilmektedir. Buna göre bir kadının, bu kadar mesafelik bir yolculuğa çıkması demek, yanında mahremi bulunmadan bir deve üzerinde veya yaya olarak üç gün yolculuk yapması, geceleri konaklama yerlerinde istirahat etmesi ve diğer ihtiyaçlarını gidermesi demektir. Bütün bunlara rağmen, üç günden az süren yolculuğa kadının mahrem siz çıkabileceği hükmünü benimseyen mezheplere göre- yukarıda zikredilen şartlarda bile- üç günden az sürecek yolculuğa çıkabilecektir.
Öte yandan, yine “yalnız yolculuğun yasaklanmasının güvenlikle ilgili olduğunu, bu şarta göre değişebileceğini gösteren başka hadisler de var; bunlardan biri şöyle;
Adiy b. Hatim anlatıyor; Ben Peygamberin(Aleyhi selam) şehrinde iken ona birisi gelip yokluktan yakındı. Bunun üzerine Hz. Peygamber bana dönerek sordu,
-Adiy, Hîre şehrini gördün mü?
(Hîre, Irak’ta, Küfe’ye üç mil mesafede eski bir şehirdir).- Hakkında bilgiler aldım ama onu görmedim-
Eğer ömrün uzun olursa, devesine binmiş bir kadın yolcunun, Allah’tan başka hiçbir kimseden korkusu olmaksızın Hîre’ den kalkıp, Kâbe’yi tavaf etmek üzere yolculuk edeceğini kesin olarak göreceksin! Hadisin devamında Peygamberimiz, İran hükümdarının hazinelerinin, Müslümanlar tarafından ele geçirileceğini, insanların verilen altını (zekât) kabul etmeyecek kadar zenginliğin artacağını haber vermekte, elde imkân varken insanları hayır işlemeye teşvik buyurmaktadır.
Adiy ,” Ben Hîre’ den yalnız başına yola çıkan bir kadının Allah’tan başka korkacağı bir şey olmaksızın gelip Kâbe’yi tavaf ettiğini ve İran hazinelerinin ele geçirildiğini gördüm, yaşayanlar diğerlerini de göreceklerdir” diyor (Buhari, Menakıp, 25; Hac, Kadınların haccı bölümü).
İşte bu farklı hadisler karşısında fıkıh âlimlerinin hangi sonuçlara vardığını ve Hanefî müçtehitlerin ne dediklerini, her birinin dayandığı delilleri de inceleyen Tahâvî’den öğreniyoruz. Tahâvî, Ş. Ma’âni’l-âsâr isimli eserinde (Kahire, 1968, C. , s. 112-116) bu konuda birbirinden farklı beş yorum ve içtihadın bulunduğunu naklediyor.
1. Kadın, yanında mahremi bulunmadıkça uzak veya yakın hiçbir yolculuğa çıkamaz.
2. Bir beridden kısa mesafeye gidebilir, daha uzağına gidemez.
3. Bir gün ve daha fazla süren yolculuğa çıkamaz.
4. İki gün ve daha fazla süren yolculuğa çıkamaz.
5. Üç gün ve daha fazla süren yolculuğa çıkamaz, ama daha az süren yolculuğa çıkabilir.
Tahâvî bu son içtihadın Hanefî müçtehitlere ait olduğunu ve bunların delillerinin daha güçlü olduğunu söylüyor. Hac yolculuğuna gelince, farz olan hac yolculuğu için Ahmed b. Hanbel yine mahrem erkeği şart koşarken Mâlik, Şâfi’î, Evzâ’î gibi müctehidler, güvenilir kadınlarla (hatta bir kadın bile olur diyeni var) beraber hac yolculuğunun caiz olduğunu ifade etmişlerdir (İbn Kudâme, el-Muğnî, Kahire, 1968, C. , s. 229).
Kadınların, yanlarında mahremleri olmadan yolculuğa çıkmalarını yasaklayan hadislerin hükmü teabbüdî değil, ma’kulü’l-ma’nâdır; yani yasaklama, “niçin, faydası ne demeden yapılacak” bir ibadet değil, dünya hayatının İslam’a göre düzgün yürümesi, kötülüklerin önlenmesi için alınmış bir tedbirdir. Hadislerde yolculuğun süresi konusunda farklı ölçüler verilmesi de bu hikmete dayanmaktadır; soranların yolculuk şartlarının durumuna göre risk göz önüne alınmış, farklı sürelerden söz edilmiştir. Yolda ve yolculukta can, mal, namus için bir tehlike bulunmadığında kadının, yalnız başına veya güvenilir bir kadın yahut kadınlarla yolculuğa çıkabileceğini ifade eden hadisler ve ictihadlar da bizi aynı sonuca götürmektedir. Günümüzde üç gün üç gece süren bir yolculuk yok denecek kadar azdır. Mesela hac yolculuğu hava yoluyla gidildiğinde üç saat sürer, kara yoluyla gidildiğinde üç günden az çeker.
Bir kadın, oturduğu yerleşim yerinden çıkıp varacağı yere üç günden önce varabiliyorsa, başta Hanefîler olmak üzere birçok müçtehide (mezhebe) göre, mahremsiz olarak yola çıkmasında bir sakınca yoktur. Daha uzun süren bir yolculuk yapacaksa bu takdirde de yolun ve yolculuğun güvenli olup olmadığına bakılır. Güvenlik varsa, yukarıda Adiy ‘den nakledilen hadis bunun da caiz olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Bu hadise karşılık daha kuvvetli görüş vardır diyenlere deriz ki, biz mü’mine hanımlar olarak Allah’ın hükmüne razıyız iman etmişiz başımızın üstüne. Tek başımıza kalkıp şu fitnenin en yoğun olduğu, erkeklerin bile tek gezmekten korktuğu, sabah gidip akşama evine dönemediği bu çağda ortalarda dolaşmak zaten bizim meramımız değildir. Yalnız bu konu hakkında ruhsatlar varsa, mesela Müslümanlarla bir araya gelme, ümmet birliği şuurunun oluşması, tebliğ vs. mevzularda darda kaldığımızda müracaat ettiğimiz rahmet kapısıdır içtihatlar. İslam araçtır her zaman insan amaçtır ve onun Rabbiyle bağı önemsenmiştir. Dişimizdeki dolguyla guslün olmayacağını savunan Hanefi Mezhebini taklit eden mukallitler Şafi ya da Maliki ye göre abdest alır, kadının yolculuğu mevzusuna gelince bu ruhsattan faydalanan mü’mine hanımlara yaptıkları işin haram olduğunun fetvasını ileri sürerler. Mezhepler din değildir kuran sünnetle delilleri açıklama yollarıdır hepsi de haktır çünkü savundukları istinbat ettikleri şey İslam’dır. O güzide insanlar hiçbir zaman delilsiz nefislerine göre konuşmamıştır.
Sonuç olarak; Hanefi âlimlerine göre, bir kadının beraberinde kocası veya mahremi olan bir erkek bulunmadığı halde, üç günlük veya daha fazla yolculuk edemez. Fakat bundan daha az mesafeye beraberinde bunlardan kimse olmaksızın yolculuk etmesi caizdir. Hidaye’de, kadının yanında mahremi olmadan yolculuk müddetinden az olan mesafeye gitmesi mubahtır.
Hanefi mezhebinde caiz olmasa da Şafii ve Maliki mezheplerinden izin çıkarmak mümkündür. Bu durumda mecburi yolculuklarda ruhsat veren görüşler baz alınarak yolculuk yapabilirler. Bu konuda fıkıhçı Hamdi Döndüren Hoca Efendi (Aile ilmihali-s.571) “ Diğer yandan günümüzde şehirler arası ve yurt dışı gibi hava yoluyla gidip gelmeleri hanımın bir yakını tarafından yolcu edilmesi ve gidilen yerde karşılanması veya servis araçlarıyla güvenle varacağı yere ulaştırılması durumlarda Şafi ve Maliki mezhebinin (yol güvenliği) ilkesinden yararlanması mümkündür. Çünkü günümüz ekonomik şartlarda kadınların yanında sürekli bir mahreminin bulunarak onu gideceği yere götürmesi ve yeniden geri dönmesi gereksiz zorluklara ve büyük masraflara yol açmaktadır. ”Özellikle ölüm, hastalık, düğün cemiyeti vs. gibi özürler kadının güvenli yollarda ve güvenilir firma ile yolculuk yapmasını gerekli kılmaktadır(s.571).
Yazımı sonuçlandırırken; özellikle bilinmesini isterim ki, şu fitne dönemin de, Müslümanın emanının, iffetinin korunmadığı bir ortam yaşıyoruz değil uzaklara, yurtdışı, yurt içi keyfi gezmeler tek başına kendini ispat etme yarışına girmeden sadece bu ruhasatı hayırla bira araya gelmelerde kullanmanın gerekliliğine inanıyorum. Rabbim bize , hakkı hak olan yerde kullanmanın fehmini nasip etsin. Amin.

Sümeyye DEMİRCİ

Beğen
Paylaş
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.