ALTIN 226,0185
DOLAR 5,4387
EURO 6,2681
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 5°C
Çok Bulutlu

KUR’AN-DA ÖRNEK AİLE

Hamd Âlemlerin Rabbine, Salât Ve Selam bize Rahmet İçin gönderilen Muhammed Aleyhisselama

Kur’an ki rahmet kaynağı, hayatın her birimine ve tüm hayatlara… Rahmetini yayabilmesinin şartı ona yaklaşma şeklidir, kimine azap, kimine özgürlüğünü kısıtlayan engel, kimine de darda kaldığında başvuracağı ihtiyaç gidericidir. Aslında gönderiliş gayesi ölmüş kalplerin dirilmesiyle; fertlerin, ailelerin ve toplumun yani insanlığın kurtuluş reçetesi olmasıdır. Dünyevi reçeteler gibi karşılığında maddi bir kazanım olmayan tek kazanım sevgiyle alakayla yaratılmış olan sen ve ben, İNSAN…

Örnek nedir? İbret nedir?
Örnek; Benzeri yapılacak olan benzetilmek istenen şey, model. İbret ise, kötü bir olaydan alınması gereken ders. Kuranı Kerim bize içerisinde uymamız gereken binlerce örnek barındırırken kaçınmamız gereken binlerce ibret kıssalar da sunar. Aile; Neseb veya evlilikle bir araya gelmiş, ana baba ve çocuklardan oluşan topluluk. Büyük baba nine, torunlarda aile tanımı içine girdiğinden, onlarda ailenin birer parçasıdırlar.

ALLAH’IN KUR’AN ‘DA Kİ BİZLERE ÖRNEK GÖSTERDİĞİ AİLELERDEN ÖRNEKLER
İlk aileyi Âdem (aleyhisselam) ile Havva anamız kurmuştur. Onlardan sonra her peygamber döneminde gelişen ve olgunlaşan aile müessesesi son peygamber Muhammed aleyhi selamın şeriatında mükemmel İslam toplumunun en önemli faktörü olmuştur.

Aile İslami toplum düzenine girişin ilk basamağıdır. Bu kıymetli ailelerden hayatımıza alacağımız ve bize ışık tutacak nice örnekler vardır.

İlk aile olan ÂDEM babamız; düşünün ilk insanlığın babasısınız, evladınız kâfir oluyor Allah’ın emrine karşı geliyor, bununla da kalmayıp kardeşini öldürerek insanlığa ilk cinayeti öğretiyor ve oda kâfirlerin babası oluyor.

Âdem aleyhisselam baba olarak hiçbir zaman “ne yapayım benim çocuğum onu terk etmemeliyim. Kâfirde olsa yalnız bırakamam” demiyor. “Git artık sen, sen hiçbir zaman korkutulmaktan uzak kalmayacak, gördüğün hiçbir kimseden de, güvenlikte ve selamette olmayacaksın” diyerek onu kovuyor.

Şimdi Allah’ın rızasını çiğneyen evlatlarımızın eğitimlerinde, evliliklerinde, ticaretlerinde veya onların “ben laiğim, demokratım” (demokrasi ve laiklik İslam’ı reddeder) gibi hayat görüşlerinde “ne yapayım evladım atamam ki” deyip onlara destek olarak müminmiş gibi bağırlarına basanlara örnek olsun diye bu büyük insanların kıssalarıyla bizi uyarıyor Rabbimiz.

Ayrıca Nuh Aleyhisselam’a bakıyoruz; tufan anında oğluna kendi yanına gelmesini kurtulmasını tembihledi, oğlu dağın onu koruyacağını kurtulacağını söyledi ve dalgalar onu içine aldı. Nuh Aleyhisselam oğlunun kurtulması için Allah’a yalvarınca Rabbimiz; “Ey Nuh! O kat’iyen senin ailenden değildir O kâfirlerden oldu”.

Nuh Aleyhisselam’ın, kurtulmasını istediği evladı için yaptığı duasının reddedilişi bize gösteriyor ki; Allah’ın izin verdiği ölçüde onlar bizim için önemli olabilir. Onların sizin evladınız olmasının önemi Rabbinin rızasına göre yaşamasındandır. Ailemizden olanların bizden olup kabul görmesi için Allah’ın istediği gibi iman etmesi gerekiyor. Bu kıssalarla Rabbimiz ana, babalardan örnek almamızı ve olunması gereken aile ilişkisini bize öğretiyor.

Bir ailenin reisi; Halilullah (Allah’tan daha çok kimseyi sevmeyen) İbrahim Aleyhisselam’ın hayatı Kuran’a konu olmuş, evladını Allah’a bağışlamış karısını ve çocuğunu bırakılması gereken yere bırakıp onlardan ayrılmıştır. Kalbi yansa da Âlemlerin Rabbine, sevgilerin en kutsalına feda edilmiş evlat ve eş sevgisi… Rabbimiz (Saffat Suresi; 100-113. ayetler) bu kıssayı anlatmıştır.

Hacer; İbrahim aleyhisselamın zevcesi İsmail aleyhisselamın annesi, Rabbine tevekkülde değer kazanmış, onun evinin yanına Beytullah’ı yaptırmış (o yarım ay şeklindeki “HİCİR” denilen yer Hacer annemizin evidir) Rabbımız, Safa ve Merve de Hacer annemizin çocuğu için koşmasını hac ve umrenin vaciplerinden kılmış…İbrahim Aleyhisselam’ın evlatlarının aile silsilesi devam ediyor.İsmail, İshak, Lut aleyhisselam; İbrahim Aleyhisselam’ın yeğeni, karısı bir hain, kızları ve kendisi mümin bir aile. Düşünebiliyor musunuz kardeşler!Annemiz, babamızın arkasından iş çeviriyor (namuslu ama hain), kâfirlerden taraf oluyor, babamıza hainlik yapıyor. Allah’tan haber geliyor, Lut kavmi helak edilecek. Lut Aleyhisselam ve kızları sabahın fecrinde çıkacaklar beldelerinden ve anneleri arkalarında kalacak, kızları ve eşi dönüp arkalarına bile bakmayacaklar. Bakmaları bile yasak zaten. Taptıkları Allah yasaklamıştı. Bize de haramlara bakmayı, Allah’a hainlik edenlere sevgiyle bakmayı yasaklamıştı, taptığımızı zannettiğimiz Âlemlerin Rabbi. Canımız gibi sevdiklerimize, nikâhla helal olmamışlara bakmamız bile yasaktı… Allahuekber!

Ne muhterem aileler! Ümmete, kıyamete kadar örneklik teşkil edecek hayat tarzlarına sahipler. İbrahim, İsmail, İshak, Lut ve Yakub Allah’ın rahmeti hepsinin üzerine olsun.

Yakut Aleyhisselam; Yusuf ve Bünyamin’in anneleri olan eşini kaybetmiş çok çocuklu bir baba. Büyük çocuklarının küçük çocuğunu kıskanmaları sonucu onu öldürme teşebbüslerini, Allah’a tevekkül edip çocuklarına nasihat ederek doğruya yönlendiriyor. Daha sonra onları hep doğruda tutmaya çalışıyor ve başarıyor, doğruyu görüp tevbe ediyorlar. Bir babanın sabrıyla nasıl selamete çıktığını görüyoruz bu güzel insanda. Allah ona rahmet etsin.İffetin örnekliğini kıyamete kadar bütün insanlığa taşıyacak olan güzel insan Hz. Yusuf; Allah’ın selamı üzerine olsun! Bir erkekte iffetin en az kadındaki kadar mükemmel duruşunu hayatından öğrendiğimiz nadide insan! Yakub Aleyhisselam’ın evladı.

Kur’an’da bize eşinin vefasıyla ışık tutan bir aile; Eyyüb Aleyhisselam. “Biz Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve torunlarına İsa’ya, Eyyüb’e, Yunus’a, Harun’a, Süleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebur verdik” (Nisa Suresi; 163. Ayet)

Çok malla evlatla desteklenmiş bir nebiydi Eyyüb Aleyhisselam. Konuksuz gecelemez, yoksul bulmadıkça yemek yemez, açların karınlarınlarını doyurmadıkça kendi karnını doyurmaz, çıplakları giydirmedikçe kendisi giyinmezdi. (Taberi-Tefsir.17,s-65) Bütün evlatları ölür malları telef olur ne serveti varsa gider. Kapısından beslenen binlerce insan, akrabaları ve bütün halk onları tecrit ederler. Onun hastalığıda ayrı bir imtihan olarak iner, çok şiddetli hastalığa duçar olur, on sekiz yıl Rabbi tarafından imtihan içinde tutulur. Bir tek ona sırtını dönmeyen eşidir. Bütün hanımlara ve eşlere, vefayı öğreten annemiz onu terk etmez, sevgiyle ona destek verir. “Hakikat, şeytan, beni, yorgunluğa (meşakkate) ve azaba (hastalığa) uğrattı!” Diye seslenerek halini arz ederek iptilası kaldırmasını Rabbi’nden niyaz etti. Yüce Allah, onu kabul buyurdu. (Enbiya,83) “Sen esirgeyicilerin esirgeyicisisin” Yüce Allah; Eyyüb Aleyhisselamdan, böylece, o zararı gidermiş (Enbiya, 85) Allah tarafından bir rahmet (Enbiya,85), ibadet edenler için bir hatırlama (Sad,43), temiz akıl sahipleri içinde bir ibret (Sad,43), olmak üzere, hem ailesini, hem onlarla birlikte bir mislini daha ona bağışlamıştır.

Eyüp Aleyhisselamın ailesinden bize ışık tutacak noktalar; hanımı ve kendisi tüm çocuklarını ve bütün mallarını kaybettiler, dermansız hastalığa duçar oldu Eyüp Aleyhisselam, öyle fakirleştiler ki bir parça ekmeğe muhtaç kaldılar onların kapısından beslenenler onlara bir parça ekmek vermeyip o beldeden kovdular ama eşi o muhterem anamız sadık eş; kocasını her ne yaşarsa yaşasın bırakmadı en sonunda Allah onları kudretiyle yarattığı suda yıkayıp gençliklerine ve eski refah hallerine döndürdü. Bize düşen ise her ne yaşarsak yaşayalım sabır ve Allah’ın rızasını güden eşlerimize tam destek vererek Allah’ın onları bizimle nimetlendirmesini onlara göstermektir.

Günümüzde kocası kör olan veya karısı felç olan nice eşler var, anne çocuğuna bakar gibi onları koruyor ve onlara sahip çıkıyor ama niceleri de var ki ben özgürüm onun başını bekleyip gençliğimi ve güzelliğimi heder edemem deyip kocasını veya karısını terk ediyor, boşanıyor. Her ne yaşarsak yaşayalım bu ailelerden alacağımız çok örnekler var hayatımızı güzelleştirmek için.

Yüce Allah; Şuayb Aleyhisselam’ı, hem kendi kavmi olan Medyen kavmine, hem de, Ashabı Eyke’ye nebi olarak göndermişti. Azgın bir kavimdi kavmi, onların içinde kendisiyle birlikte yaşayan iki genç kızından bahseder Kur’an ve onların şahsında da bize kadında bulunması gereken edebi öğretir. Yaşlı babaları ve erkek kardeşleri olmayan genç kızlar hayvanlarını sularken bulundukları yerin hayvanlarının çobanları ya da sahipleri tarafından sulanıp götürülmesini beklerken belli bir edeple o beldeye gelen Musa Aleyhisselam bunların vakur duruşlarından anlayarak siz bana bırakın der ve onların hayvanlarını sulayıp onlara teslim eder. Şuayb Aleyhisselamın kızları eve gidip hayvanların sulama sırasında kendilerine yardım eden saygın bir insandan bahsederler. Ve babaları onu çağırmalarını ister belki ücretle işçi olarak tutabileceğini düşünür ve çağırması için kızlarından birini ona gönderir. “O sırada kadınlardan biri utana utana ona geldi.”Babam sana sulama ücretini ödemek için çağırıyor” (Kasas, 25) Daha sonra bu işte ücretli çalışmayı kabul eder Musa Aleyhisselam ve Şuayb alehhisselam onu kızlarından biriyle evlendirir sekiz sene yanında durur, sonra Mısır’ a dönmeye karar verir ve yolda Tur’i Sina’da Allah ona nebilik unvanını bahşeder. Sonra Firavunla hak batıl davası başlar her çağda ve her düzende olduğu gibi. Hiçbir zaman imtihanlar bitmez zamanları ve yerleri değişir her asrın İbrahim’leri Musa’ları vardır, onların sadık eşleri iffetli kızları gibi mü’mineler de, inşaallah bizde onların takipçileriyiz.

– Lokman Aleyhisselam da babaların alacağı çok büyük örnekler vardır. Evladına çok güzel nasihatte bulunuyor hatta hitap dili çok özeldir. “oğulcuğum” “Hani, Lokman oğluna öğüt verirken (şöyle) demişti; Oğulcağızım! Allah’a ortak koşma! Çünkü şirk büyük bir zulümdür, haksızlıktır. (Lokman-12-13-16-19) Lokman Aleyhisselam’ın çocuğuna verdiği İslami terbiyeyi an. “Oğulcağızım namazını dosdoğru kıl, iyiliği emret! Kötülükten, vaz geçirmeye çalış! Sana, (Bu emir ve nehiy yüzünden) isabet edecek her şeye katlan! Çünkü bunlar, kat’İ surette farz kılınan emirlerdendir. İnsanlardan kibirlenip yüzünü çevirme. Yeryüzünde şımararak yürüme! Çünkü Allah, her kibir taslayanı, kendini, beğenip övüneni sevmez. Yürüyüşünde, mutedil ol! Sesini alçalt. Seslerin en çirkini, eşeklerin anırışıdır.” (Lokman Suresi; 16-19. Ayetler) Bu günkü babalar ve anneler – istisnalar kaideyi bozmaz çok şuurlu kardeşlerimizde var- ihtiras yarışında çocuklarını koşturan. O dershane senin bu dershane benim yarış atı gibi “En çok puanı sen almalısın tıp fakültesini tutturmalısın, çok kazanmalısın, saygın olmalısın, hiç kimseye muhtaç olmamalısın v.s ”Aman Allah’ım, dur biraz kardeşim! Bir nefes alın diyoruz! Bu çocuğun bir yaratıcısı olduğunu unuttunuz galiba asıl istikbalin AHİRET olduğunu nasıl unuttunuz ve unutturdunuz bu yavrulara. İşte gördünüz mü? Baba, Lokman Aleyhisselam öyle bir terbiyeyle başlıyor ki şirki önceliyor Rabbinin hakkını yemeyenin, ana babasının toplumun hakkını yemeyeceğini bildiği için bu kadar kapsamlı terbiyeye ilk başlarken ALLAH’IN HAKKIYLA BAŞLIYOR. Bu eğitimle yaklaşıyor evladına, gözünün nuruna. Bütün gönderilen nebiler ve resuller yeryüzüne rahmet olsunlar karanlık yüreklere ışık tutsunlar diye Rabbimizden bize rahmettir. Bu kısacık değindiğimiz Kur’an’i kıssalarda o kadar alınması gereken ince noktalar var ki eğer almayı bilirsek.

Evet, Değerli Kardeşlerim! İnsanlığın atası Âdem Aleyhisselam’dan geldik. Son nebi ve resul olan MUHAMMED ALEYHİSSELAM’A; Peygamber içinde aile mefhumunu en kâmil olarak yaşamış olan bizim peygamberimizdir. Peygamberlerin bazısı baba olmuş bazısı olamamış, bazısı damat olmuş bazısı olamamış, bazısı devlet idare etmiş lider olmuş bazısı olamamıştır.

Peygamberimiz sav, anne baba görmediği halde amcası Abbas’ın eşine “Annemden annedir” diyerek kıymetini bilmesi ne kadar önemlidir. Bugün amcasının hanımın ya da abisinin hanımının yetiştirdikleri büyüyünce hemen iyilikleri emekleri bir çırpıda bir kenara koyabiliyor belki selam vermiyorlar. Vefa ne güzel bir şey “vefa imandandır” imanla alakalan her şey, nasılda güzelleşip sağlamlaşıyor bütün insani ilişkilerde olduğu gibi. Baba olarak Efendimiz -sallallahu aleyhi vesellem- şu tavrı ne kadar önemlidir. Bir gün Fatıma anamız daha dokuz on yaşlarında o zaman, koşarak geliyor babasına büyük bir korku ve telaşla:

-Babacım! Kâfirlerin yanından geçerken duydum, diyorlardı ki Muhammedi öldüreceğiz çok korktum.

Efendimiz, tut elimi ya Fatma diyerek onun elinden tutup toplanmış oturan kâfirlerin önünden yürüyerek geçer ve kızına şu güzel itikadı yerleştirir:

-Bak kızım Muhammed’in ömrü elinde olana yemin ederim ki Allah dilemedikçe onların istemesi beni öldürmeye yetmez, korkma ve bunu böyle bil.

Torunlarını sırtına bindirir evin içinde gezdirirdi. Bugünkü dedelerin şımarır diye yüzüne gülmedikleri evlatları var. Değil, torunları…

Eşlerinden birisini götürürdü Efendimiz savaşa giderken ordu ilerleyince:

-Hadi ya Aişe yarışalım demiştir.

Onlarla şakalaşır dertlerini dinler istişare eder sözlerini tutardı. Hiç düşünmezdi bunları yapmak erkekliğime zeval getirir ya da kılıbık olurum (haşa) her şeyin en güzeli bilen Alemlerin Rabbinin terbiyesinden geçmiş bir insan elbette bunları düşünmekten uzaktır, temizdir. Ne güzel aile reisiydin ya Rasulullah -Aleyhisselam-

Efendimize nübüvvet gelmeden önce iki kızı Ebu Leheb’in (ateşi bol olsun) oğullarıyla nişanlıydı. Efendimizi üzsün incitsin diye oğullarına Muhammed’in kızlarını bırakın, nişanı bozun diye emir verdi, bıraktırdı. Hz. Rukayya ve Hz. Ümmü Gülsüm analarımız Allah’ın rahmeti üzerilerine olsun. Allah onları Hz. Osman gibi Zunnireyn (iki nur) nadide insanla evlendirdi, kızlarından birisi vefat edince tekrar öbürünü de Hz. Osman’la evlendirdi.

Ne güzel baba böyle bir ailede insan üzülür kendini kaybeder mi? Anne Hz. Hatice kocasına destek, evlatlarına kanat germiş, Efendimiz Hira mağarasına gittiği zaman hamileydi. Ona erzak hazırlıyor ve yolculuyordu. Güven vermiş kocası ki hiç düşünmüyor nereye gidiyor diye çünkü tamamen sadık ve vefalı dürüst bir koca ve eşi.

Neden sürekli gidiyorsun diyerek onun onları ihmal ettiğini bütün âleme duyurmuyordu. Ahhh biz kadınlar! Ne çok almamız gereken örnekler var. Bu yüzden Rabbimiz buyuruyor ki “Bu Kuran ki doğruyu bulmak isteyenlere en doğruya ulaştırandır” Tabi ki Rasulullah’ın rehberliğinde. Rabbimiz buyuruyor ki “Andolsun ki Allah’ın Resulünde sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü (onlara kavuşmayı) isteyip-umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

En Emine emanet olun.

Beğen
Paylaş
  • 7
    Shares
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.