ALTIN
DOLAR
EURO
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

ERKEĞİN İFFETİ

İffet, çirkin söz ve fiillerden uzak kalma, haya ve edep dairesinde bulunma, doğruluk, dürüstlük ve ahlaki değerlere bağlılık üzere yaşama, haramlardan ve şüpheli şeylerden uzak durma, kendisine helal olmayana yanaşmama, dünyevi şeylere el uzatmama gibi anlamlara gelir.

İffet sadece namusu koruma, namusa leke getirecek çirkin işlerden sakınma erdemi değildir. Istılah kitaplarında hemen hemen haya ile eş anlamda zikredilmiş, bireyin erdemli bir hayat yaşayabilmesi, hayatını İslam’ın ahkamıyla donatması, her konuda olduğu gibi imanında, ibadetinde, yaşayışında, ahlak ve edebinde, haya ve namusunda, söz ve davranışlarında, ticaretinde hülasa hayatın her alanında Müslüman olması Müslümanca yaşamasıdır.

Allah- u Teâla kullarını dünyaya tertemiz gönderir ve orada iffetli yaşayarak Rablerinin katına tertemiz dönmelerini ister. Bizler biliyoruz ki, hayat gerçekten bir mücadeledir. En büyük mücadele de iç dünyamızda meydana gelmektedir. Bir yandan kulun iffetli olmasını isteyen Allah-u Teâla öte yandan onun nefsini günaha meyilli olarak yaratmış, çeşitli organlarıyla da bu zaafı besleme ve onu günaha doğru itme özelliği vermiştir. Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur;

“Gözün zinası bakmak, kulağın zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası yürümektir. Nefis zinayı isteyip arzu eder üreme organı da bunu isteyip ya gerçekleştirir veya reddeder.” (Buhari)

Yüce Rabbimiz de Müminun Suresi 5. Ayeti Kerimesinde;

“ İffetlerini koruyanların kurtuluşa ereceklerini, cennetlerde ikramlara nail olacaklarını.” bildirmiştir.

İffet denilince akla ilk gelen varlık kadındır. Kadının iffeti toplumun ıslahını beraberinde getirdiğinden dolayı büyük önem arz etmekle beraber erkeğin bu konudaki fonksiyonu da azımsanmayacak bir durumdadır.

“ Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.”(Nur suresi /30)

Yine Yüce Rabbimiz Ahzab Suresi  35. Ayet-i Kerime de şöyle buyuruyor:

“Allah iffet ve namuslarını koruyan erkek ve kadınlara mağfiret ve büyük bir ecir hazırlamıştır.”

Rabbimiz en güzel şekilde yaratıp ruhundan üflediği insan olgusunu hiçbir konuda muhayyer bırakmamış , kalbi ve zihni duyguların arılığını gideren , cinsi zaaflığı tetikleyen ve zina eğilimine yol açan bakışları da haram kılmıştır. Şu bilinen bir gerçektir ki iffetsizliğe giden yol gözdeki kontrolsüzlükten geçer.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Bir bakıştan sonra tekrar bakma! Zira birinci bakış (kaçınılması mümkün olmayacağından) senin için helal ise de ikinci bakış (isteyerek olacağından) senin için helal değildir.”

Cerir bin Abdullah “Allah Rasulüne ansızın bakmanın hükmünü sordum derhal ve hemen gözümü çevirmemi emir buyurdu.” (İbn-i Kesir)

Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hz. Ali’ye hitaben şöyle buyurmuştur;

“-Ya Ali bakışı bakışa ekleme, birincisi senin için ikincisi ise aleyhinedir.” (Ebu Davud)

Dinimizi yaşamamız hususunda bize yol gösteren kaynaklar zinanın başlangıç noktasının bakmak ve temenni etmek olduğunu gülümseme ve konuşmanın da bunları takip ettiğini bildirir. Bu bağlamda Müslüman erkeğin görevi hayatını şer’i esaslara göre şekillendirmek ve sakındırıldığı şeylerden uzak durmak olmalıdır. Zina da bu bütünün bir parçasıdır.

Peygember Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

“Siz bana altı şeyi garanti edin bende size cennete girmeyi garanti edeyim; Konuştuğunuzda doğru söyleyin, Vaa’d ettiğiniz zaman vaa’dinizi yerine getirin, Size bir şey emanet edildiğinde, emanete riayet edin ,Allahın yasakladığı şeylerden uzak durmak suretiyle iffetinizi koruyun. Harama bakmaktan sakının Ve elinizi haramlara dokunmaktan sakının.” (Ahmet bin Hanbel –Müsned)

Dikkat edilirse Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de iffet hususunda zirveye çıkmış olan iki şahsı müminlere örnek göstermiş ve onları övmüştür. Bu iki örnek mümin, Hz. Yusuf (a.s) ve Hz. Meryem’dir.

Şimdi Hz. Yusuf’un iffetine bir bakalım:

“ Evinde bulunduğu kadın onun nefsinden murat alıp yararlanmak istedi, kapıları kilitledi ve “’Hadi gelsene, dedi’” (Yusuf Suresi, 23)

Yusuf (a.s) muhatap olduğu teklifin haram olduğunun ve her an Allah’ın müşahedesinde bulunduğunun bilincindedir. Bu sebeple davet edildiği o çirkin fiili işlemeyi şu sözlerle reddeder;

“Allah’a sığınırım!Çünkü o (kocan) benim efendimdir. Bana çok güzel baktı doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar.”(Yusuf Suresi, 23)

Yusuf(a.s) takındığı bu tavırla; iffet, haya ve iradeye sahip olma noktasında tarihte hatta Kuran-ı Kerim’de yerini alarak, bütün erkeklere sergilediği davranışla örnek olmakla kalmayıp, Rabbimiz tarafından kendisine ve irade noktasındaki mücadelesine, iman talep edilmiştir. Bu arada Hz. Yusuf’un imtihanı devam etmekte ve kadın kendisini bir türlü rahat bırakmamaktadır. Kıssa 24. Ayet –i Kerime ile şöyle devam etmektedir;

“Andolsun kadın onu arzulamıştı eğer Rabbinin burhanını görmeseydi Yusuf’ta onu arzulamıştı. Ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle yaptık. Çünkü o bizim ihlasa erdirdiğimiz kullarımızdan biriydi.”

Yusuf (a.s)’ın ortaya koyduğu davranış profilinden onun iradesini; sabırlı ve iffetli olma yönünde kullandığını görüyoruz. Oysaki kadın niyetini o kadar bozmuştur ki Yusuf (a.s)’ın peşini bırakmaz.

 “ İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.

Yusuf: “kendisi benden yararlanmak istedi” dedi. Hanımın akrabasından biri de şöyle şahitlik etti: “Eğer gömleği önden yırtılmış ise hanım doğru söylemiştir, o zaman bu, yalancılardandır.

Yok eğer gömleği arkadan yırtılmış ise hanım yalan söylemiştir, o zaman bu doğru söyleyenlerdendir. Ne zaman ki, gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu gördü, o zaman dedi ki: “Bu iş, siz kadınların tuzağındandır. Gerçekten de sizin tuzağınız çok büyüktür. Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de günahından dolayı istiğfar et. Sen gerçekten günahkârlardan oldun”. (Yusuf Suresi, 25-29)

    Yusuf (a.s) tehlikeli bir plan ve tehditle karşı karşıya kalmıştı; cinsel birliktelik için gerekli bütün şartların kusursuz ve eksiksiz bir biçimde hazır olduğu bir ortamda mutluluk ve huzuru gayri ahlaki cinsel hazza teslim olmakta değil tam aksine iffetli kalmakta aramıştır.

  Rabbimiz:  “Zinaya yaklaşmayın zira o bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.”(İsra Suresi , 32) diye buyurmuştur.

    Toplumda huzur, saadet ve güvenin vukusu için Kur’an-i öğretileri ve onun müfessiri olan Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in hayatını  yaşantımıza pusula etmemiz gerekmektedir. Aksi taktirde çölde kaybolan ve yolunu bulamayan şaşkın, aciz bir kişiden farkımız olmaz.

    Mutluluğa uzanan yol İslam’dan geçer.

Beğen
Paylaş
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.